fbpx
shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Hekimlik Hasta İlaç Eşleştirmesi Değildir

Sadece kimyasal ilaçlarda değil bitkisel ilaçlarda ya da diğer geleneksel veya modern tedavi yöntemlerinde de aynı durum geçerli
İnsanı dinlemeden veya dinleyemeden belirli kalıplarla tedavi vermek
Tabi hiçbir ağrı çekmeden anında iyileşmek isteyen hastalar, her bir şikayeti için ayrı ayrı ilaç isteyen hastalar, en ufak burun akıntısında hastaneye koşan hastalar bu şekil tedavileri tetikliyorlar
Arabalar için kötü tamirciye denk gelmiştir herkes. Tam sorunu anlamadan bir parçayı değiştirirler. Araba sonra tekrar arızalanır eğer ehil bir usta bulabilirseniz asıl sorunu tespit eder ve belki küçük bir dokunuşla işinizi halleder.
İnsan da işleyen bir sistem. Eğer vücudun hastalık ve sağlık hallerini tam kavrayıp asıl bozulan sistemi tespit edebilirsek şifa bize uzak değildir

 


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

En Çok Merak Edilen Vitamin: D Vitamini

Öncelikle D vitamini nedir ona bakalım
Aslında ismi vitamin ama artık hormon olarak kabul ediliyor
Hormonların ne kadar değerli olduğunu biliriz
Vitaminler de çok değerlidir. Ama hormonlar şampiyonlar ligidir.
Eksik hata kabul etmez
D vitamini %90-95 oranında güneş ışınları ile vücudumuzda sentezlenen, %5-10 oranında da gıdalar ile alınabilen bir vitamindir.
D vitamini için en önemli noktalardan birisi nasıl sentezlendiğidir
Öncelikle derimize gelen UVB güneş ışınları ile kolesterolden yeni bir madde (kolekalsiferol) sentezlenir
Daha sonra bu madde karaciğere gelir ve üzerine ekleme yapılır
Yeni bileşik safra vasıtasıyla bağırsaklara atılır
Bağırsaklara gelen bileşik emilip tekrar kana karışır.
Bu emilim için bağırsaklarda yeteri kadar yağ olması gerekir. Çünkü D vitamini yağ aracılığıyla emilebilir
Daha sonra böbreklere gider ve bir ekleme (kalsitriol) daha yapılır
Böbrekten çıkan formu aktif iş yapabilen D vitamini formudur
👉👉Yani aktif D vitamini oluşabilmesi için uygun güneş ışını, uygun kolesterol, iyi çalışan bağırsaklar, karaciğer, safra, böbrekler gereklidir👈👈
Neden bu kadar D vitamini eksikliği var anladınız sanırım
Son yapılan çalışmalarda tiroid bezinin de D vitamini düzenlenmesinde etkisi olduğu gösterilmiştir
Yani sadece güneşlendim veya ampüllerle D vitamini aldım demek eksikliği  tamamlamaya yetmeyebiliyor.

D Vitamininin Görevleri Nelerdir?

Son yıllara kadar D vitaminin tek işi kemik sağlığı olduğu düşünülürdü. Zamanla bu görevi buzdağının görünen kısmı olduğu anlaşıldı
♻♻♻
D vitamini klasik yaklaşımda vücudun Kalsiyum (Ca) dengesini sağlar. Bağırsaklardan kalsiyum emilimini arttırıp, böbreklerden Ca atılımını azaltır. Sonuçta kemiklerin güçlenmesini sağlar
Son yıllarda fark edilen ve D vitaminin değerinin artmasını sağlayan görevleri ise
♻♻♻
-Bağışıklık sisteminin çok önemli bir düzenleyicisidir. Eksikliğinde otoimmün yani bağışıklık sisteminin kendi vücuduna saldırdığı MS gibi hastalıklara ilerleme olduğu gösterilmiştir
-Kalp-damar hastalıklarından koruyucu ve kardiyovasküler sistemi güçlendirici etkileri vardır
-Enfeksiyonlarla (İltihap) savaşta önemli bir destektir
-İnsülin üretimini dengelemektedir
-Kansere karşı koruyucudur
-Üreme sistemine hormonal katkı sağlar
♻♻♻
Evet tüm bunları D vitamini yapıyor. D vitaminine hormon ünvanı verilmesinin nedeni üstlendiği bu görevler
Kronik hastalıklara bütüncül bakış açısında D vitamini doğru değerlendirilmelidir

D vitamini Eksikliğinde Vücutta Neler Görülür?👉Öncelikle kemiklerde ve kaslarda güçsüzlük, yetersiz minerallenme olur
👉Beyin gelişiminde yavaşlama ve psikiyatrik fonksiyonlarda kayıp görülebilir
👉Kan basıncı bozulması sonucu yüksek tansiyon olabilir
👉Hücre bölünmesini düzenlediği için eksikliğinde kanserlere yatkınlık görülebilir
👉Bağışıklık sistemi üzerinde çok önemli işlevi olduğu için bağışıklıkta zayıflama görülür
👉Multipl Skleroz (MS), egzema, Tip 1 diyabet gibi otoimmün hastalıklara yatkınlık olur
👉Tip 2 diyabete gidişi hızlandırabilir
👉Uykusuzluk, kronik yorgunluk görülür
👉Genel vücut ağrısı, kemikler ve eklemlerde ağrı görülür
👉Saç dökülmesi, sürekli üşüme görülebilir

D Vitamini Eksikliğini Nasıl Tamamlayacağız ?

4 tane yolu var
1-)Güneş ile
2-)Gıdalar ile
3-)Takviyeler ile
4-)Kombine şekilde
D vitamini %90-95 deriden sentezlenir. %5-10 gıdalar ile alınır
O zaman öncelikle yapmamız gereken doğal güneş ile eksiği tamamlamalıyız
Eğer mümkün olmazsa takviyeler alabiliriz
Güneşlenme ama hangi zamanda ve nasıl?
Güneşten bize bir çok dalga boyu ile ışınlar gelir. Bunlardan bizim için önemli olan 2 tanesi UltraviyoleA ve UltaviyoleB’dir. UVA kansere neden olurken UVB D vitamini sentezlettirir. O zaman bize gerekli olan UVB’dir
Maalesef UVB ışını biraz kırılgan ve nazlı bazı şartları var, ideal bir D vitamini sentezi için şartlarına bakalım
👉Cam gibi engelleri aşamaz direk ışın ile derimiz engel olmadan temas etmelidir
👉Bulutu da geçemez, bulutsuz zaman tercih edilmelidir
👉Güneş kremi gibi koruyucular sentezi engeller
👉Güneşin dik açı ile geldiği öğlen 12-14 arası zamanlar tercih edilmelidir
👉20-30 dakika durulması yeterlidir. Daha fazla durulması sentezi arttırmaz, aksine azaltır
👉Ne kadar çok vücut alanı güneş ile temas ederse o kadar çok sentez olur. Öyle sadece avuçlar ile olmaz
👉Güneşlenme sonrasında yağ bezlerinden emilim olur. Eğer güneşlenen yerlere 48 saate kadar sıcak su veya sabun olursa sentezlenenler boşa gider. Sıcak su ve kese yapılmamalıdır

D Vitamini Takviyesi Nasıl Kullanılmalıdır?

D vitamininin işlevleri tam anlaşılmadan önce
25(OH)D düzeyi 20 ng/mL’den düşük ise D vitamini eksikliği
21 ile 29 ng/mL arasında ise D vitamini yetersizliği
30 ng/mL’den yüksek ise yeterli düzey olarak düşünülmekteydi
Son zamanlarda yapılan çalışmalarda ise D vitaminin görevlerini tam olarak yerine getirebilmesi için 60 ile 100 ng/ml arasında olması gerektiği görüldü
Ben de hastalarıma bu seviyeyi öneriyorum
D vitaminin kanserden koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendirici, kalp-damar sistemini destekleyici, insülin düzenleyici gibi etkileri ❗ 60-100 aralığında ortaya çıkıyor
Peki takviye seçerken neye dikkat edelim?
BHA(E320) katkı maddesi (petrolden üretilen kanserojen bir kimyasal) içermeyen takviye kullanalım
❗(Maalesef en çok reçete edilen devit-3 ve monovit D3 de BHA var)❗
Ayrıca yardımcı madde olarak ayçiçek yağı veya aspir yağı yerine zeytinyağı kullanılan ürünleri tercih edelim
D vitamini takviyeleri koyun yünü yağından üretilmektedir. Helallik yönünden genel kanaat sıkıntı görülmemiştir
Peki nasıl kullanmalıyız?
2 şekilde alınabilir.
Ampul şeklinde haftalık veya aylık
ve Günlük damla olarak
D vitaminin ampul şeklinde haftalık veya aylık alınması D vitaminin birçok etkisinden mahrum kalmaya neden olur.
Ayrıca ampul şeklinde yüksek doz uygulaması başlangıçta D vitamini seviyesini arttırsa da 2-3 hafta içinde eski düşük seviyesine gelir
❗D vitaminin etkilerinden ideal olarak yararlanabilmek için günlük olarak almalıyız
Peki ne kadar kullanmalıyız?
Genelde eksiklik tamamlanması için kg başına ❗100IU-125 IU uygun olur
Kullanılan takviyeye göre bir damlada ne kadar ünite D vitamini olduğu belirtilir. Buna göre doz hesaplaması yapılır
Yüksek doz D vitamini zararlı olabileceği için vitamin düzeyinizi ölçtürmeden kullanmayınız
Son olarak bazı takviyeler K2 vitamini de içermektedir. K2 vitamini, kalsiyumun kemiklerde toplanmasına yardımcı oluyor ve atardamarlar duvarında sertliğe yol açan kalsiyum birikimini engelliyor.
Bu yönüyle birlikte alınması faydalıdır

Ayrıca Magnezyum eksikliğinde de D vitamini işlevini tam olarak yerine getiremez. Magnezyum eksikliği varsa o da giderilmelidir


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

İnsanlar Neden Hasta Olur?
Hastalıklar almış başını gidiyor. Belli yaş üzerinde hasta olmayan elle gösterilir hale geldi. Çocuklar deseniz ayrı bir girdabın içinde

Hal böyle iken bu soru daha da önemli hale geliyor
Ben neden bu hastalığa yakalandım diye düşünen kaç kişi gördünüz?
Veya bir hekimin bir hastasına acaba neden hasta oldunuz diye sorduğuna hiç denk geldiniz mi?
‘Sorular, cevaplardan daha önemlidir!’
Çünkü sorular bilgiyi gizlendiği yerden çıkartmaya yarar
Ben de bu soruyu sordum ve bulduğum cevapları aşağıya yazdım. Her bir başlık uzunca tartışılabilir. Nedenler fazlasıyla çoğaltılabilir
Bu konuda sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum
Zira neden hasta olunduğunu bulabilirsek tedavi çok daha kolay olacaktır

-/Biyokimyasal bozulmalar
-/Mizaç bozulmaları
-/Fıtrat bozulmaları
-/Beslenme bozuklukları
-/Uzunca süre tekrar edilen hatalar
-/Hakedişler
-/Temizlenme
-/Kronik toksin maruziyeti
-/Ruhsal travmalar
-/Yükseltme
-/Ailevi huzursuzluklar


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

İdrar Yolu Enfeksiyonlarında Kullanılabilecek BitkilerBu anlamda tedavi de kullanılan çok önemli 2 destekten bahsetmek istiyorum

1-) Cranberry (Kızılcık, kırmızı yaban mersini, turna yemişi olarak bilinir)
Kızılcığın idrar yolu enfeksiyonunda kullanımı ile ilgili özellikle son yıllarda ciddi çalışmalar yapılmıştır. Kızılcık hem idrar yolunda bakterilerin çoğalmasını önler hem de yeni bakterilerin idrar yoluna yapışmasını engeller
Bu etkileri önemli ölçüde proantosiyanidin denilen madde ile yapar
Kızılcık marmelat şeklinde, kuru olarak, veya taze olarakta tüketilebilir

2) Tıbbi melisa otu(Melissa officinalis) (Tıbbi melisa Oğul otu olarakta bilinmektedir)
Tıbbi Melisa sinir sisteminde rahatlatıcı olarak kullanımının yanı sıra kızılcık ile beraber tüketildiği zaman idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde çok önemli bir destektir. Burada dikkat edilmesi gereken doğru melisa bitkisini bulabilmektir. Genellikle limon otu olarak bilinen bitki yanlışlıkla tıbbi melisa yerine satılmaktadır. Tıbbi melisanın kenarları dantel gibi kıvrımlı iken limon otu düz kenarlıdır

Kızılcık ve tıbbi melisa idrar yolu enfeksiyonlarında birlikte kullanıldığında birbirlerinin etkisini olumlu yönde arttırmaktadır.
Her ikisi de çocuklarda ve gebelerde güvenli bir şekilde kullanılabilir.
Tabi fitoterapi uzmanı bir hekim kontrolünde tedavi planlanması daha doğru olur. İdrar yolu enfeksiyonu ciddiye alınarak tedavi edilmelidir

 


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Kanser Tedavisinde Hastayı Neden Bütüncül Değerlendirmeliyiz?

Vücudumuzdaki sağlıklı hücreler bölünerek yenilenirler. Bu bölünme sırasında birçok kontrol noktası vardır. Eğer yanlış bir durum varsa hemen müdahale edilir. Sağlıksız hatalı hücrelerin çoğalmasına izin verilmeyerek imha edilir
Bu olay günde yüzbinlerce kez gerçekleşir.
Kanser oluşumunda kötü beslenme, toksinler, sigara, virüsler, radyasyon, hareketsiz yaşam, gibi birçok nedenle bu bölünme aşamalarında düzensizlikler oluşmaya başlar. Hastalıklı genler yönetimi ele geçirir veya sağlıklı genler yönetimde yetersiz kalır ve bunun sonucunda kanser hücreleri kontrolsüz çoğalmaya başlar
Kanserin tek nedeni bu değildir tabi. Kanser genleri vücutta bulunabilir ve kendisine uygun zamanı bulduğunda aktive olup kanser oluşturabilir. Bu çocuk yaşlarda da olabilir ileri yaşlarda da
Daha sonra kişiye tanı koyulur artık kanser hastasıdır
Ama unutmayalım
Kanser hastası farklı bir insana dönüşmüyor. Yine ruhsal ve bedenen işleyişi olan bir insan
Vücut kanser oluşturma potansiyeli olan hücreleri uzun yıllar yok eder. Kanser oluştuğuna göre vücut güçsüz düşerek hatalı hücreleri yok edememiş, kanser genlerini baskılayamamış ve kanser hücreleri çoğalmış demektir.
Bütüncül yaklaşım burada başlar
Kansere yaklaşımımızda kanserli dokuyu yok etmeye çalışmak kadar vücudu eski gücüne, organları eski performansına getirmek de önemlidir
Vücudun işleyişini yok sayarak en ağır ilaçlar ile sadece tümörü değil normal çalışan organizmayı da baskılamak sonun başlangıcı olabilir
Bir asker düşünelim. Yıllarca düşmanlarıyla savaşmış, kendisini korumayı başarmış. Bu süreçte Hafif yaraları olsa da kendi kendini iyileştirmeyi becermiş.
Ama zamanla askerimiz kendine, silahına iyi bakamamış hem kendi güçsüz düşmüş hem de silahı eskimiş. Böylece düşmanlar o askere zarar vermeye başlamışlar. Bizim burada yaklaşımımız nasıl olur?
Düşmanları öldürmeye çalışırız. Ama bu arada da askerin silahını tamir ederiz, eksikliklerini tamamlarız. Kendisini güçlendiririz. Sen önceden bu düşmanları yenebiliyordun tekrar güçlen yapabilirsin deriz
Biz düşmanlara saldırırken bu askeri hiç dikkate almazsak, onu daha da güçsüzleştirirsek, silahlarını daha da bozarsak, onu eski gücüne kavuşturmak için doğru beslemezsek askerimizin kendini toplama şansı düşer. Tekrar düşmanla savaşacak gücü bulamaz
Sonuçta kanser hastasına yaklaşımımızda sadece kanserli bölgeyi değil organizmayı bütüncül değerlendirerek, kanserli doku ile mücadele ederken vücudun kanseri yenebilme gücünü de ortaya çıkararak güzel sonuçlar alınabilir
Evet kanser korkutucu bir hastalık ama unutmayalım hastalığı yaratana tedaviyi yaratmak zor gelmez.

 


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Hastalık Markalaştırma Nedir?
Bir hastalığın markalaştırılması o hastalığı potansiyel hastaların gözünde daha makul kılabilmek için kamuoyu algısını şekillendirmektir
Yani?
Bu aslında büyük ilaç şirketlerinin sağlıklı insanlara ilaç satmak üzerine geliştirdiği bir pazarlama taktiğidir.Bu pazarlamada yeni hastalıklar icat etmek de vardır, vücudun doğal süreçlerini derhal ilaç kullanılması gereken durumlar gibi lanse etmek de
Yani ben bazı durumlarda hasta değilim ama beni hasta gibi gösterip ilaç mı satıyorlar
Hah! Evet aynen öyle
Peki örnek verelim
Mide yanmasının Reflü veya Gastrit gibi yeniden konumlandırılması
Bir başka ve çarpıcı örnek yaramaz çocuğun Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu tanısı alması gibi
Ya 30 yıl öncesinde yerinde duramayan, haylaz, yaramaz, aklı bir karış havada çocuklar vardı ya şimdi onların bir hastalığı var Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu.
Şunu duyar gibiyim gerçekten hasta olanlar var. Sözüm tabi ki onlara değil. Kullanılan zararlı gıdalar, kimyasallar, aşırı ekran maruziyeti bu hastalığı arttırdı bunların da farkındayım. Ama emin olun bu tüm hastaların %20’si %30’u değildir. Geri kalanı gereksiz ilaç kullanımı
Olayın bir başka boyutu da artık tanı koyulduktan sonra ilaca gereksinimin kimliğinizin bir parçası olmasıdır
Bir başka örnek gastrit, reflü
Siz de eğer mide yanması, ekşimesi varsa yedikleriniz ile ilişkili olabilir. Çok karışık tüketiyorsunuzdur. Et ürünleri ile süt ürünlerini beraber yiyorsunuzdur.. Suyu doğru zamanda içmiyorsunuzdur, gıdaların mizacına dikkat etmiyorsunuzdur vs…
Ama size reflü veya gastrit etiketi vurulursa sizin artık ilaç kullanmanız kaçınılmazdır
Bakınca mide yanması ve reflü aynı şey ama size bu gömleği giydirirler ki bunun ilaçsız geçmeyeceğini düşünün. Reflü var bende ya bu öyle bitkilerle felan geçmez diye ikna olun
Örnekler arttırılabilir
Sizce de bu kadar kişiye depresyon tanısı koyulması tuhaf değil mi? Bir kere depresyon tanısı aldınız mı hoop gelsin artık antidepresanlar…
Bak tedavi edilmezse sonu kötü olur haa diye eklenmesi de cabası
Sözün özü dikkatli olun o ilaca milyarlarca dolar yatıran şirketin bir şekilde ürünü pazarlaması gerekir


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Kabızlığı Ciddiye Alın Vücudunuz Kokuşmasın

📌Kabızlık bağırsaklardaki atıkların atılamamasıdır
📌Atıkların oluşturduğu toksinler her geçen zaman içinde daha zehirli bir gaz oluştururlar
📌Çöpleri atmadığımız zaman oluşan kokular gibi bağırsaklarımızda da çürümeler olur
📌Vücudumuzun temizliğinden sorumlu ana organlarından birisi karaciğerdir. Karaciğer atıkların bir kısmını safra yolu ile bağırsaklara atar. Eğer kabızlık nedeni ile yol tıkalı ise toksinler yeniden emilerek bedeni zehirler
📌Kabızlığın en önemli nedenlerinin başında gerginlik ve stres gelir
📌Kabızlık için keten tohumu, gün kurusu kayısı, zeytinyağında beklemiş incir, bol sebze meyve, fayda sağlar
📌Kabızlık durumunda süt ve süt ürünleri, beyaz ekmek, hazır gıdalar, kızartmalar, kırmızı et, çikolatadan uzak durmak gerekir

 


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Hastalıklarım Bağırsak Kaynaklı Olabilir Mi? Nasıl Anlayabilirim?

Bağırsaklar birçok hastalığın başlangıç noktasıdır
Peki bağırsağımızın hasta olduğunu nasıl anlarız?
✅İshal veya kabızlık yaşamak
✅Bağırsaklarda gaz, gerginlik, ağrı hissetmek
✅Dışkı anormallikleri (Açık renkli, sümüksü, aşırı katı, kötü kokulu, keçi pisliği vb gibi)
✅Dışkıda sindirilmemiş besin parçaları(mısır tanesi, domates kabuğu, salatalık çekirdeği vb gibi)
✅Ara ara mide ekşimesi, yanması, bulantı, şişkinlik, geğirme hissi yaşamak
✅Ağız kokusu
✅Ağızda sık sık aft veya uçuk çıkması
✅Gıda alerjileri, intoleransı yaşamak
👆👆👆👆👆
Yukarıdaki şikayetleriniz var ve aşağıdaki durumlar da sizde mevcutsa bağırsaklarınız tedavi edilmelidir
🔰Anemi
🔰Allerji
🔰Egzema, sedef
🔰Astım
🔰Kronik yorgunluk
🔰Uykusuzluk
🔰Deride lekeler
🔰Kıllanma problemleri
🔰Saç dökülmesi
🔰Çatlak, lekeli tırnaklar
🔰Diş problemleri
🔰Kötü cilt rengi
🔰Safra taşları

 


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Hastalıklar Mı Arttı, Tanı Yöntemleri Mi Daha İyi?

 “Aslında hastalıklar artmadı sadece tanı yöntemleri arttı” bize kabul ettirilmeye çalışılan bir dayatma.
Bu güneşi balçıkla sıvamak ve sorunları görmezden gelmektir
Eğer kanser eskiden de vardı gelişmiş tanı cihazlarımız yoktu ise, bu “eskiden de olan” kanserler ilerleyip tüm vücudu sardığında da mı tanı koyamıyorduk? Tanı koyamadığımız kanserli hastalar bir gece ansızın uykularında ölüp nedeni bilinmez ölümler arasına mı kaydediliyordu?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteli çocuklar vardı da ne olduğu anlaşılamıyor muydu?
Astımlı çocuklar nefes krizlerine giriyor da bir sırtını dinleyen çıkmıyor muydu?
Evet bazı hastalıklar modern görüntülemeler ile daha iyi tespit ediliyor ama asıl artan hastalıklar
Bunun başlıca nedenleri ise
📌Hareketsiz, stresli yaşam
📌GDO’lu hibrid tohumlar
📌Toprağa boca edilen kimyasallar
📌Fazlaca kullanılan kimyasal ilaçlar
📌Çok ürün üretme hırsıyla gıdalarda kullanılan katkı maddeleri
📌Endüstriyel yaşam
📌Hava kirliliği


shutterstock_104586299-1200x800-1.jpg
13/Kas/2020

Kronik Yorgunluk Nedir?

Ne olacak bu yorgun insanların hali🤷‍♂️
Sürekli halsiz ve bitkin hisseden, yatak istirahati ile geçmeyen yorgunluğu olan, devamlı uyku hali bulunan, sersemlik, odaklanma güçlüğü ve depresyon hali yaşayan, kas, eklem ve baş ağrıları olan çokça hasta var
.
Hastalar bu şikayetlerle hastaneye başvuruyorlar
Eğer laboratuvar testleri ile belli olan hastalıkları yoksa (ki genellikle olmuyor) birkaç öneri ile eve gönderiliyorlar.
Sen benim hastam değilsin denilerek başka bir bölüme paslanıyorlar🤦‍♂
.
Halbuki kronik yorgunluk birkaç öneri ile geçiştirilemeyecek kadar ciddi, vücudun verdiği çok önemli ve değerli bir tepkidir
.
Yorgunluk çoğu zaman vücudun toksinler ile (yani atıklar ile) başa çıkamadığını gösterir
.
Otomatik sistemler ile üretim yapan bir fabrika düşünelim. Fabrika işleyişinde problem olduğunda üretim hemen durmaz. Aksamalar başlar. Üretimde yavaşlama görülür, hatalı ürünler çıkar. Fabrikanın tamamen üretim yapamayacak hale gelmesi yani iflas etmesi seneleri alır
👌👌👌
Bu gecikmeyi, hatalı ürünleri yani genel olarak yavaşlamayı ben insan vücudunda yorgunluk olarak değerlendiriyorum
👌👌👌
İşini iyi yapan bir endüstri mühendisi fabrikaya baksa aksayan yönleri tespit eder ve doğru müdahale ile yavaşlamayı giderir
Aynı şekilde insan vücudunda da bir yavaşlama, yorgunluk ortaya çıktığında ciddi şekilde değerlendirilmeli ve aksayan yönler tespit edilmelidir.
Eğer tespit edilemezse sürecin sonucu tansiyon, şeker, romatizma, depresyon gibi kronik hastalıklardır
Benim kronik yorgunluk hastalarımda kontrol ettiğim ve müdahale edip sonuç aldığım nedenler şunlar
🔑Sindirim problemleri
🔑Vitamin, mineral eksiklikleri
🔑Tiroid Problemleri
🔑Ruhsal Travmalar
🔑Hormonal dengesizlikler
🔑Kalitesiz ve toksik beslenme
🔑Enfeksiyonlar
🔑Detox mekanizmalarında bozulma

Neden sürekli yorgunum ?
Yorgunluğun, vücudumuzun hastalıklardan önce önemli bir mesajı olduğundan bahsetmiştik
Vücudumuz doğru gitmeyen birşeyler var, ben artık başa çıkamıyorum demektedir
Peki bunun nedenleri neler olabilir?
.
👓Doğru çalışmayan sindirim sistemi
Gıdalarda emilim problemi oluşacağı için karnımız doymuş gibi olsa da hücrelerimiz aç kalacaktır ve haliyle yorgunluk görülecektir
.
👓Eksik olan vitamin, mineral eksiklikleri
Vitamin ve mineraller vücut sistemlerinin doğru çalışabilmesi için elzemdir. Özellikle enerji üretme sistemindeki aksaklıklar bize yorgunluk olarak döner
.
👓Tiroid Bezi düzensizlikleri
Tiroid bezi vücudun orkestra şefidir. Şef yavaşlarsa tüm orkestra yavaşlar.
.
👓Ruhsal bunalımlar, stresler
İnsan fiziki beden ve ruhsal bedenden oluşmuştur. Ruhsal bedende travma varsa fiziki bedende yorgunluk olarak kendini belli edebilir
.
👓Hormonal Dengesizlikler
Yorgunluğu oluşturan etmenlerin en önemlilerinden birisi de hormonal dengesizliklerdir. Özellikle kadınlarda düzenleme şarttır
.
👓Kalitesiz, zararlı gıdalarla beslenme
Vücudumuzu çöp yığınına dönüştürüp yorgun bırakır. Vücut atıkları atabilmek için enerjisinin çoğunu boşa harcar. Atıklar zamanla toksin temizleme sistemini de bozarlar. Böylece kısır bir döngü oluşur. Vücutta zararlı birikim devam ettikçe de yorgunluktan kurtulanamaz
.
👓Enfeksiyon
Nasıl grip, nezle olduğumuzda halsiz düşüyorsak, vücutta uzun süreli bir enfeksiyon varlığında yorgunluk görülür.

 


logobeyaz

Geleneksel bilgileri modern yaklaşımlar ile harmanlayarak şifayı hastalara ulaştırma tutkusuyla, bütüncül tıp alanında en güncel tedavileri uygulama vizyonuyla, ilim, bilim ve hikmet değerleri ile çalışıyoruz

Bizi Takip Edin

         

© Copyright 2020. Tüm hakları saklıdır.

Ücretsiz Ön Görüşme
Sizinle iletişime geçebilmemiz için iletişim bilgilerinizi doldurmanız yeterli.
ÜCRETSİZ ÖN GÖRÜŞME TALEBİ OLUŞTUR
ÜCRETSİZ ÖN GÖRÜŞME TALEBİ OLUŞTUR
Yardıma mı ihtiyacınız var? WhatsApp Destek Online!